29 Temmuz 2014 Salı

Fatih Tezcan: Asıl hedef Erdoğan!

Gazeteci-Yazar Fatih Tezcan, dershane tartışmalarının Gezi’nin devamı olması planlanan 2. Gezi darbesine hazırlık olduğunu söyledi. Tezcan; “Kesinlikle bir numaralı hedef Erdoğan’ın şahsında Anadolu’nun özünü tekrar hatırlatan, sözünü duyuran, İslâm, cihad, diriliş, direniş diyen tavırdır. İnkılap demeye başlayan Mısır’a, Suriye’ye, Filistin’e her türlü desteği veren inisiyatiftir” dedi

02 Aralık 2013 Pazartesi 09:44
Fatih Tezcan: Asıl hedef Erdoğan!
AK Parti hükümetinin, dershanelerin dönüştürülmesi projesine karşı çıkan Fethullah Gülen grubu ile girdiği tartışma uzun süredir gündemde tutuluyor. 2004 yılında Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) Gülen grubunun tasfiye edilmesine yönelik kararın, tetikçi Taraf gazetesinde yayınlanması, meselenin dershane olmadığını ortaya çıkardı. Dershane tartışmasında asıl meselenin ne olduğunu Gazeteci Yazar Fatih Tezcan ile konuştuk...

Öncelikle dershanelerin dönüştürülmesi projesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

- “Dershanelerin dönüştürülmesi” projesi, “dershanelerin kapatılması” projesi değil. Bir ülkenin eğitim kurumlarında ders veriliyorsa, bu dersin verildiği ülkedeki eğitim seviyesini belirlemeye milletçe izin ve hak verilen örgüt olan devlet,  konuyla alakalı her tür hususu tanzime ehliyet ve liyakat sahibidir. Devlet bu konuda gördüğü mahsurlardan dolayı, sınav sisteminde lise ile üniversite arasına giren bir asalak gibi betimlemiş ve doğru olanı yapmaya yönelmiştir.

Misalen, bir dershaneden 4 senede 6 bin 400 öğrenci geçiyorsa, bir okuldan 4 senede ancak 800 öğrenci mezun olur. Gülen grubu, eğitim odaklı faaliyet gösterecek şekilde kurgulanmış bir yapı. Ne kadar eğitimden, dershaneden, okuldan bahsederseniz bahsedin; Gülen grubu, dershanelerinde taban kazanma operasyonu yürütüyor. Bu durum yıllardır sürüyor ve bundan söz etmezsek, meseleyi ihata edemeyiz. Buzdağının buzunu konuşur, denizin altında kalan kısmından darbe yemeye devam ederiz. Gülen grubu, kendi içinden ne kadar çok öğrenci geçerse, o kadar amacına ulaşıyor; zira bu grup, iki tür öğrenci ile ilgileniyor. Birincisi; zeki olanlar, bunları alıyor, dershaneden eve çıkartıyor. İkincisi ise zenginler. Bunların da parasından faydalanıyor ve art alanda devasa bir bütçe ile hareket eden gövdesine aktarıyor. Zeki ve zengin değilseniz yapı için, geçer akçe değilsinizdir.

Gülen grubunun, dershanelerin dönüştürülmesine bu denli sert tepki vermesini nasıl görmeliyiz?..

- Sermayeniz insan ise ve devlet bu sermayenizi sizin zannınızca elinizden almaya kalkıyorsa; verilen tepkiler normaldir. Yoksa birçok dershane yönetimi, dönüşüme büyük ölçüde sıcak baktığını belirtti. Çünkü onların amacı, ders okutturmak ve para kazanmaktır. Gülen’in amacı ise dershaneler üzerinden para ve nüfuz kazanmaktır. Bu yüzden bu tepkiyi veriyor.

Taraf gazetesinde yayınlanan MGK kararı, dershane tartışmasını farklı bir yöne mi kaydırdı?

- Dershane çatışması denilen mevzu zaten dershaneden ibaret olsaydı, bu kadar uzun süre gündemde kalmazdı. Zaman gazetesi, cemaate hiç sezdirmeden anti-Erdoğanizm yüklüyordu. Sonuçta işi aleniyete dökmek zorunda kaldılar, saklı tuttuklarını çıkardılar.

Dershane tartışmasının altında AK Parti-Gülen grubu çatışması mı var?

- Dershaneler tartışması Emperyalizmin, Türkiye’de 5. kol faaliyetleriyle mücadele eden ve 90 senelik kontratları yırtarak, Anadolu insanının başını kaldıran Recep Tayyip Erdoğan’a karşı girdiği mücadeledeki yeni cephedir.

AK Parti ile Gülen grubunun bugüne kadar yıllarca beraber çalışması söz konusu. Şimdi ise karşı karşıya gelmelerinin altında ne yatıyor?

- Gülen hareketi, 28 Şubat’ta Erbakan için, “Olmadı, beceremedi, gitsin” demiş ve Türkiye Müslümanlarını rencide etmişti. Daha sonrasında yapılan bir röportajda, Fethullah Gülen, “MGK hangi kararı alırsa alsın sevaptır. Doğru ise iki sevap yanlış ise bir sevaptır. MGK, içtihat makamıdır” demişti. Geldiğimiz noktada AK Parti için bunların hepsi geçmiştir. AK Parti ile olan çatışmalarda, 2004 senesinde AK Parti, MGK’da bir belge imzalamıştır. Ama ne bir yasa, ne bir genelge, hiçbir şey çıkartılmayarak, anlaşma kadük bırakılmıştır. Bunun sonrasında da 2006’da Erdoğan’ın eliyle Gülen grubunun yasadışı örgüt ilan edilmesi engellenmiştir.

Gülen Hareketi tarafından ise 1990’lı yılların dinlerarası diyalog sürecinde özellikle Fethullah Gülen çok olumsuz etkilenmiştir. Gülen’in fikirleri kendi deyimiyle “değişmiş”, bizim deyimimizle “asimile” olmuştur. Batı medeniyetinin, Müslümanlar için tek kurtarıcı ortam olabileceği vehmine kapılmış, bu yolda faaliyetlerine devam etmiştir.

Birinci misal, Oslo süreci Gülen hareketinin Erdoğan’a sırt dönmesi için milattır. Çünkü PKK’yı bitiren Türkiye’nin doğal lideridir. Oslo sürecinde Erdoğan’ın oy kaybetmeyi göze alarak, barışı getirmesi, derin devletin ve derin ABD’nin hoşuna gitmemiştir. Barışı getirmesiyle beraber Türkiye’de dirilişi, direnişi, inkılabı sağlayacak olan Erdoğan’ın liderliğini pekiştireceği ve tartışmasız hale getireceği söz konusudur. İşte bunu derin ABD’nin güdümünde olan Gülen Hareketi istememiş ve milliyetçilik ambalajlı bir barış törpücüsü tavra girmiştir.
İkincisi, Mavi Marmara’da gerekli önlemlerin alındığı kendisine bildirilen Fethullah Gülen, sanki bu önlemler alınmamış gibi bir argüman içerisinde girmiş ve baskın sonrası Türkiye anti-Siyonist bir yumruk olduğu günlerde, Amerika’da Siyonist bir gazete olan Wall Street Journal’a verdiği “otorite” demeciyle bu birliği ve iç barışı bozmuştur.

Üçüncüsü, 7 Şubat mevzusudur. Erdoğan hasta yatağındayken, “sır küpüm” dediği, istihbarî anlamda sağ kolu olan Hakan Fidan’ın, Gülen’e bağlı yargı elemanları tarafından gözaltına alınmak istenmesidir. Bu kanımca bardağı taşıran son damladır ve zaten uzayda devlet kursanız orada da böyle bir ‘işbirlikçilik’ kabul edilmez. 

Buradan dershane tantanası, 2. Gezi Parkı olayı diyebilir miyiz?..

- Taksim Gezi Parkı olayında, o meydana Kemalizm’i minnet ve şükranla anan İhsan Eliaçık veya DHKP-C, MLKP gibi bir sürü grubu topladılar. Gezi Parkı olaylarına katılanların yüzde 78’inin Aleviler olduğu kanıtlandı. Alevi katılımıyla 300 kadar polis aracının yakıldığı, Başbakan Erdoğan’ın vefat eden annesine ve yaşayan eşine küfürler edildiği herkesçe biliniyor. Böyle bir hareketin başarıya ulaşması mümkün değildi.  Burada İhsan Eliaçık isimli figür ile ‘yeterli ve etkili dinsel tonu’ sağlayamayan Emperyalizm, elindeki en kaliteli fitneyi en sona bıraktı. Bu kart Türkiye’deki en zor kartlardan bir tanesidir. Egemenlerin amacı, olabildiğince dinci ve milliyetçi kesimleri de sokağa dökmektir.

Dershane, Gezi’nin devamı olacak olan 2. Gezi Darbesi’ne hazırlıktır. Burada cemaatin tabanı sokaklara hazırlanmaktadır. Samanyolu televizyonunda bir eğitimcinin; “Bir ağacı kestiniz diye insanlar sokağa döküldü. Dershaneleri kapatıyorsunuz, Gezi’den çok daha kötü yaparız” sözü çok önemlidir. İşte bu söz bizim bütün öngörülerimizin ispatı olmuştur.

Hedef Erdoğan mı?

- Kesinlikle bir numaralı hedef Erdoğan’ın şahsında Anadolu’nun özünü tekrar hatırlatan, sözünü duyuran, İslâm, cihad, diriliş, direniş diyen tavırdır. İnkılap demeye başlayan Mısır’a, Suriye’ye, Filistin’e her türlü desteği veren inisiyatiftir. Siz dünyada İsrail’e özür dileten bir lidere reva görülenleri merak ederseniz, önce Gezi Darbesi’ne, sonra Gülen grubunun saldırılarına bakabilirsiniz.

‘Seçim öncesi Erdoğan’a şantaj yapılıyor’

Gülen grubu, İstanbul’da Kadir Topbaş’ı devirmek mi istiyor?

- İstanbul’da Kadir Topbaş’ın kaybetmesi mümkün değil, arada çok fazla oy oranı var. Amaç, AK Parti ile CHP arasındaki farkı biraz kapatmak ve böylece Cumhurbaşkanlığı veya Başkanlık Sistemi için pazarlık kozu almaktır. Genel seçimler önce olsaydı bu avantajları ellerinde olmayacaktı. Yerelde Erdoğan’a şantaj yapılmak isteniyor. Erdoğan Cumhurbaşkanı olursa,  kendisinin işaret edeceği ismin Başbakan olmasını istemiyorlar. Hadise budur.

Peki, Erdoğan veya AK Parti devrilirse ne olacak?

- Zor ama AK Parti’yi devirdikten sonra tek ihtimal CHP-MHP koalisyonudur. CHP işin içerisindeyken marjinal örgütlerin devreye girmemesi mümkün değildir. Dolayısıyla TKP, TGB, DHKP-C’nin etkinleştiği Türkiye’yi görürüz. Cemaatin saf ve temiz insanlarının şunu düşünmesi lazım: Bu örgütlerin Fethullah Gülen’e ve cemaatine olan bakışları belliyken, CHP-MHP koalisyonunu istemenin ve alenen söylemenin maksadı nedir? Bu uzun ve kritik bir konudur.



Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Dershanelerin dönüştürülme kararını olumlu buluyor musunuz?

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    E-GAZETE

    ZİYARETÇİ DEFTERİ

    Siz de yazmak istemez misiniz?